Küçükmenderes Havza-Plat’tan önemli uyarılar!

Ziraat Mühendisi Özkan Akgün, Gölcük’te altın madeni için ÇED raporuna izin verilmesi sonrası yeniden mücadele sürecinin başladığını söyledi.

Ödemiş’te 2011 yılında Bozdağlar’daki altın arama girişimlerine tepki göstererek, gündem oluşturan Küçük Menderes Havzası Tarih ve Doğa Katliamına Hayır Platformu’nun (Havza-Plat) Dönem Sözcüsü, belediye meclis üyesi Ziraat Mühendisi Özkan Akgün, Gölcük’te altın madeni için ÇED raporuna izin verilmesi sonrası yeniden mücadele sürecinin başladığını söyledi.

Bölgede altın aramak ve çıkarmak için birçok firmanın sırada beklediğini dile getiren Özkan Akgün, Gölcük Yaylası’nda 265 dekarlık alanda, altın madeni ÇED sürecinin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde izin verilmesiyle başlayan yeni süreçte tüm Ödemişlilerin duyarlılık göstererek toprağına, havasına ve suyuna sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

“TOPRAĞIMIZ ALTINDAN DAHA DEĞERLİ”
Küçük Menderes ekonomisinin tarımsal üretim ve hayvancılıkla ayakta durduğunu hatırlatan Akgün, “Bozdağların onlarca değişik noktasındaki altın arama ruhsatlarının, eninde sonunda bu cennet gibi coğrafyayı kendi çıkarlarına kurban etmek isteyeceklerini de biliyorduk. Türkiye tarım alanlarının binde dördüne oluşturan Küçük Menderes havzasının üretimi ülkede üretilen tarımsal hasılanın yirmide birine denk geliyor. Türkiye tarımsal hasıla ortalamasının 12 katı daha fazla değer üreten havzamızda ürettiklerimizin altından daha değerli ve sürdürülebilir olduğu ortadadır” dedi.

“ÇOK SAYIDA FİRMA SIRADA BEKLİYOR”
2011 yılında siyaset üstü bir anlayışla Bozdağlar’daki altın arama ruhsatına karşı çıktıklarını ve bu sayede engellendiğini kaydeden Akgün, “Gölcük’ün 2 kilometre güneyinde, 265 dekarlık alanda, altın madeni ÇED sürecinin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde izin verilmesi ile yeni bir süreç daha başladı.
Bölgede dört yıllık bir çalışmayı öngören Koza Altın İşletmeleri A.Ş. 10 milyon dolarlık altının peşinde gibi gözüküyor. Buradan da devlete kalacak olan sadece 200 bin dolar. Bu rakamlar her yıl 3 milyar dolara yakın tarımsal ürün üreten havzanın yanında dikkate bile alınamaz. 500 bin insana aş-iş-ekmek olan tarımsal faaliyetler, bir firmanın cebine atacağı milyon dolarlarla asla kıyaslanamaz. Bozdağlar üzerinde binlerce dekarlık ruhsata sahip çok sayıda firmanın sırada beklemesi, Gölcük altın madenine niçin engel olunması gerektiğini açıkça gösteriyor” dedi.

“SOMA’DAKİ ÜRETİCİ MADEN İŞÇİSİ OLDU”
Altın madenlerinin kurulması ve sayılarının artması ile Ödemiş’in giderek Soma’ya benzeyeceğini kaydeden Akgün şöyle devam etti: “Gölcük güneyinde olası altın madeninin kurulması, ardında daha büyük ruhsat alanına sahip firmaların iştahını kabartacak Ödemiş giderek Soma’ya dönüşecektir.

Soma ilçesi de yıllar önce kömür çıkarma özelleştirilmeden önce, tarım yapılan verimli topraklara sahipti. Ama ucuz kömür üretme ve taşeron düzeni Soma’yı çöle, insanlarını da çiftçilikten maden ocağı kölesine çevirdi. Bunlar gerçekleşmesi maalesef hiç de uzak değil ve geri dönüşü olmayan acı ihtimaller.

Bu nedenle herkesin havasını soluyup, ekmeğini yediği, suyunu içtiği bu topraklara borçlu olduğunu düşünüyor, herkesi bu verimli topraklara sahip çıkmaya davet ediyorum. Madenciliğin engellenmesinde, atanmış ve seçilmişlerin de birinci derecede sorumludur ve herkesin yeryüzü cenneti Gölcük Yaylası’nın ve Bozdağların korunmasından yana olması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

AHMET GEL
İZMİR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz